273792 kelime arandı

      

şûrâ ne demek? şûrâ anlamı nedir? şûrâ türkçesi nedir? türkçe anlamı ne? ingilizcesi ne?



220 binin üzerinde kelimenin çevirisini buradan bulabilirsiniz. Aramak istediginiz kelime veya kelimeleri yazın ve Çevir butonuna tıklayın sonuçlar görüntülenecektir. Türkçe veya İngilizce girip arayabilirsiniz. Ayrıca Osmanlıca Türkçe sözlükte mevcuttur.

Tam Eşleşen Sonuçlar

sura ne demektir? sura anlamı nedir? sura ingilizcesi nedir?

Türkçe  English  Türkçe - İngilizce

sura   sura surah.
sura   sura One of the sections or chapters of the Koran, which are one hundred and fourteen in number. one of the sections in the Koran; 'the Quran is divided in 114 suras'.
sura   sura A chapter division in the Qur'an, the scripture of Islam.
sura   sura Arabic word for a chapter - used for designating the chapters of the Holy Quran.
sura   sura A chapter of the Qur'am A chapter of the Qur'am.
sura   sura Celestial being who enjoys the highest pleasures to be found in cyclic existence.
sura   sura Southern Universities Research Association, based in Washington DC.
sura   sura The 114 chapters of the Qur'an Where I have quoted the Qur'an in this writeup, I have used the suras from the Pickthall translation.
sura   sura A chapter of the Holy Qur'an. one of the sections in the Koran; 'the Quran is divided in 114 suras'. the muscular back part of the shank.
şura   şura this place. that place.
sura   sura surah (a soft, twilled silk).
şura   şura this place; that place.
şûra   şûra council.

sura ne demektir? sura anlamı nedir? sura türkçesi nedir?

English  Türkçe  English - Turkish

sura   sura i. (Kuran´da) sure.

süra ne demektir? süra anlamı nedir? süra türkçesi nedir?

Osmanlı  Türkçe  Osmanlıca - Türkçe

süra   süra   Gece seyri.
sürâ   sürâ   İz, eser, işaret.
şura   şura   Müzakere, konuşma yeri, meclis, divan.
şura   şura  
  1. Konuşma yeri, istişare meclisi. Büyüklerin istişare için toplanma yeri.
  2. Meşveret için toplantı.
  3. Meşveret etme.
şûra   şûra   Danışıp konuşmak için toplanılan yer.
şûrâ   şûrâ شورا   Arapça Danışma.
şûrâ   şûrâ   Danışma kurulu, istişare heyeti.
şûrâ   şûrâ شُورٰي   İstişâre meclisi.
şûrâ   şûrâ [ ﺵﻮرا ]   (A.) danışma.
Şura   Şura   "Konuşma yeri, istişare meclisi. Büyüklerin istişare için toplanma yeri. * Meşveret için toplantı. * Meşveret etme.(Eski zamanda değiliz. Eskiden hâkim, bir şahs-ı vâhid idi. O hâkimin müftüsü de, onun gibi münferid bir şahıs olabilirdi. Onun fikrini tashih ve ta'dil ederdi. Şimdi ise, zaman cemaat zamanıdır. Hâkim, ruh-u cemaattan çıkmış az mütehassis, sağırca, metin bir şahs-ı manevîdir ki, şurâlar o ruhu temsil eder. Şöyle bir hâkimin müftüsü de ona mücanis olup, bir şurâ-yı âliye-i ilmiyeden tevellüd eden bir şahs-ı manevî olmak gerektir. Tâ ki sözünü ona işittirebilsin. Dine taalluk eden noktalardan sırat-ı müstakime sevkedebilsin.) Sünühat'tan.(Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı meşveret-i şer'iyyedir. $ Ayet-i Kerimesi, şurayı esas olarak emrediyor. Evet nasılki, nev'-i beşerdeki telâhuk-u efkâr ünvanı altında asırlar ve zamanların tarih vasıtasiyle birbiriyle meşvereti, bütün beşeriyetin terakkiyatı ve fünunun esası olduğu gibi, en büyük kıt'a olan Asya'nın en geri kalmasının bir sebebi o şurâ-yı hakikiyeyi yapmamasıdır.Asya Kıt'asının ve istikbâlinin keşşafı ve miftahı şura'dır. Yâni, nasıl fertler birbiriyle meşveret eder
taifeler, kıt'alar dahi o şurayı yapmaları lazımdır ki, üçyüz belki dörtyüz milyon İslâm'ın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdatların kayıtlarını, zincirlerini açacak, dağıtacak meşveret-i şer'iyye ile şehamet ve şefkat-i imâniyeden tevellüd eden hürriyet-i şer'iyyedir ki, o hürriyet-i şer'iyye, âdâb-ı şer'iyye ile süslenip garp medeniyet-i sefihanesindeki seyyiatı atmaktır. İmândan gelen hürriyet-i şer'iyye iki esası emreder: $ $Yani: İman bunu iktiza ediyor ki, tahakküm ve istibdad ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek.. ve zâlimlere tezellül etmemek.. Allah'a hakiki abd olan, başkalara abd olamaz. Birbirinizi -Allah'tan başka- kendinize Rab yapmayınız. Yani, Allah'ı tanımayan, herşeye, herkese nisbetine göre bir rububiyet tevehhüm eder, başına musallat eder. Evet hürriyet-i şer'iyye Cenab-ı Hakk'ın Rahman, Rahim tecellisiyle bir ihsanıdır ve imanın bir hassasıdır.Eğer denilse: Neden şuraya bu kadar ehemmiyet veriyorsun? Ve beşerin, hususan Asya'nın, hususan İslâmiyet'in hayatı ve terakkisi nasıl o şura ile olabilir?Elcevab: Nur'un Yirmibirinci Lem'a-i İhlâs'ında izah edildiği gibi
haklı şura ihlâs ve tesanüdü netice verdiğinden, üç elif, yüzonbir olduğu gibi, ihlâs ve tesanüd-ü hakiki ile üç adam yüz adam kadar millete fayda verebilir. Ve on adamın hakiki ihlâs ve tesânüd ve meşveretin sırrı ile, bin adam kadar iş gördüklerini çok vukuat-ı tarihiye bize haber veriyor. Madem beşerin ihtiyacâtı hadsiz ve düşmanları nihayetsiz ve kuvveti ve sermayesi pek cüz'î
hususan dinsizlikle canavarlaşmış, tahribatçı, muzır insanların çoğalmasıyla elbette ve elbette, o hadsiz düşmanlara ve o nihayetsiz hâcetlere karşı, imandan gelen nokta-i istinad ve o nokta-i istimdad ile beraber hayat-ı şahsiye-i insaniyesi dayandığı gibi hayat-ı içtimaiyesi de yine imanın hakaikından gelen şura-yı şer'î ile yaşayabilir. O düşmanları durdurur, o hâcetlerin teminine yol açar. H.)"
;;;



AFAD-Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Alo 122
Kurt Seyit ve Şura Oyuncuları
Meral Okay'ın Eşi Yaman Okayı Anlattığı Mektup
Muharrem Ayı ve Aşura
New York Üniversiteleri
50 Ways to Save Money in London
A New 2011 Economic Stimulus Package With Obama




Benzer Sonuçlar

surat ne demektir? surat anlamı nedir? surat ingilizcesi nedir?

Türkçe  English  Türkçe - İngilizce

surat face. countenance. mien. pan. court card. dial. kisser. map. phiz. puss. snoot.
surat face. mug. puss. mug yüz. çehre. sour face. countenance. angry look.
surat face (used deragatorily. sulkiness. face. map. mien. mug. mush. pan. puss. visage.
surat Consciousness. the hearing power of the Soul This term was formerly used in this teaching to refer to the spirit.
surat A monkey-like creature with a long prehensile tail and bat-like wings, sometimes kept as pets within the Clans Also a Clan epithet.
suratsız glum.
suratsız dour. morose. ugly. sour faced. sulky.
suratsız sulky. grim-looking. sour-faced. bad-tempered. grim. morose. sourpuss.
suratsızlık glumness.
sürahi carafe.
sürahi jug. pitcher. decanter. carafe. water-bottle. water bottle.
sürahi decanter. carafe. jug. dispenser. pitcher.
sürat speed. rapidity. rapidness. velocity. celerity. speediness. quickness. swiftness. career. clip. promptitude. promptness.
sürat pace. rate. speed. velocity.
sürat quickness. speed. velocity. rapidity. expedition. fastness. haste. pelt.
süratli fast. speedy. fastmoving. swift. express. quick.
süratli express. fast. quick. speedy. rapid. express hızlı.
süratli fast. quick. rapid. speedy.
asık surat thundercloud.
asık suratlı glum. sullen.

caesura ne demektir? caesura anlamı nedir? caesura türkçesi nedir?

English  Türkçe  English - Turkish

caesura (i). (çoğ. caesuras, caesurae) bir mısraı okurken hafifçe durulacak yer; (müz). durgu.
censurable (s). ithama lâyık, kusurlu bulunabilir. censurably (z). tenkide yol açan bir şekilde.
coinsurance (i). ortak sigorta poliçesi.
commeasurable (s). aynı ölçülere sahip olan, eşit.
commensurable (s). aynı birim ile ölçülebilen; orantıl commensurably (z). orantılı olarak.
commensurate (s). orantılı, eşit; yeterli; uygun, münasip. commensurately (z). uygun bir öIçü ile.
immeasurable s. ölçülemez: sınırsız, hudutsuz. immeasurably z. ölçulemez derecede, gayet, pek çok .
immensurable s. ölçülemez
incommensurable s.,i. oranssız, nispetsiz, kıyas kabul etmez; ölçülmeyen; i., çoğ, ortak ölçülmez sayılar. in commensurabil'ity i ölçülemez oluş, nis - petsizlik. incommen'surably z nispet sizce, ölçülemez bir ,sekilde.
incommensurate s. oransız, nispetsiz, kıyas edilemez; yetersiz. in commensurately z. nispetsiz olarak; yetersizce.
insurance i. sigorta, sigorta etme; sigorta parası, sigorta taksiti. insurance broker sigorta acentesinde çalışan kimse. insurance company sigorta şirketi. insurance policy sigorta poliçesi. insurance premium sigorta primi. fire insurance yangın sigortası. health insurance sağlık sigortası. life insurance hayat sigortası. marine insurance deniz sigortası.
measurable s. ölçülebilir, ölçüye gelir; sınırlı, ılımlı. measurably z. ölçülür surette; ölçülü olarak.
mensurable s. ölçülebilir, ölçülmesi mümkün; belirli bir müzik üslubuna ait.
mensural s. ölçüye ait; ölçmeyle ilgili.
mensuration i. ölçme mesaha; hacim ve alan ile uzunluk belirlenmesinden bahseden matematik dalı.
pleasurable s. hoşa giden zevkveren; tatmin edici. pleasurably z. hoşça, zevk verecek şekilde; tatmin edici bir şekilde.
sura,surah i. Kuran suresi.
surah i. bir cins yumuşak ipekli kumaş.
sural s., anat. baldıra ait.
transuranian s. uranyumdan daha ağır olan.

âşûrâ ne demektir? âşûrâ anlamı nedir? âşûrâ osmanlıcası nedir?

Türkçe  Osmanlıca  Osmanlıca - Türkçe

âşûrâ * Aşûre.
cem'iyet-i şûrâ * Danışma meclisi.
cesurâne * Cesurca, korkusuzca.
cesurâne * Yiğitçesine, cesaretli olarak, yüreklice, cesaretle.
cesûrâne * Cesaretli olarak, yüreklice.
dâr-ı şura-yı askerî * 1296 yılında lağvolunan bu yüksek askeri meclis 1253 yılının muharrem ayında kurulmuştu. 1259 tarihinde çıkarılan kanun ile vazifesi tesbit edildi. Askeri ve mülki ricâlden onbir daimi, altı tane ise geçici azası bulunan bu mecliste bir reis ve bir de müftü yer alıyordu.
encümen-i şûrâ * Danışma kurulu.
hebaen mensura * Boşuna olarak. Faydasız yere dağılmış.
hebâen mensûra * Boşuna harcanarak.
hebâenmensûrâ * Boşuboşuna.
kusurât * Kusurlar, hatalar.
kusûrât * Eksikler, hatâlar.
kusûrât * Kusurlar.
küsurat * Küsurlar, fazlalıklar.
küsurât * (Tekili: Küsur) Artan kısımlar, küsurlar, artıklar.
küsûrat * Küsûrler.
küsûrât * Küsurlar, artıklar.
küsuratlar * Küsurlar.
meclis-i şûrâ * Şûrâ meclisi, danışma meclisi.
meysurat * (Tekili: Meysur ve Meysure) Kolaylatılmış şeyler. Asan edilmiş şeyler.

Telefon veya Tabletiniz için Osmanlıca Sözlük İndir

Osmanlıca Türkçe Sözlük İndir - Google Play

©Copyright terrasus.com